3 Ağustos 2011

Gaziantep Kalesi, Mutfak Müzesi

Harika bir günde dünürüm ve cocuklarimla beraber Gaziantep`e hem alisverise hemde buralari gezdirmeye götürdüm. Buralara ilk geldikleri icin carsi gezdikten sonra Gaziantepe "Gazi" ünvanini veren Kurtulus Savasinda büyük mücadele vermis olan halkin tarihceside cok önemliydi. Sahin Beyi Kilise giderken yolda anitina ugrar veya gecerken Fatihami verirdim ama ilk defa bende Gazantep Kalesine gelerek bu müzelstirilmis ve tarihi canlandiran ses yankilari ile ziyaret etme firsati buldum. Daha evelde iki defa geldigimde malesef tadilatdan dolayi Kaleye cikamamistik.

Kaleye ciktiktan sonra acikip oradaki görevlilerin tavsiyesi üzerine, kücük bir kebapcida kapida kurulmus masaya oturarak kebap yedik, cok nefisidi.

Kebap hazirlanan kadar gelen nefis salatalar ve mis gibi tirnak ekmekle nerdeyse karnimizi doyurduk ki sicak sicak kebaplarda masaya geldi. Dünrüme arkadaslari, "Gaziantepe gidersen Ciger Kebabi yemeden gelme" demisler, o ciger kebabi "Cartlak Kebabi" aldi. Damat ve ben Kiyma kebabi, kizim ise fazla et yemediginden onunla ben paylastik, zaten bende o kadar et yemedigimden iyi oldu cünkü salatalar ve ekmek, kebap olmasada karin doyurdu.




Hediyelik fistiklarda orada alindi.

Kalenin altindaki bakircilar el emegi göznuru yaptiklari bakirlari hem sergilemisler, hemde dükkanlarin önünde oturup bakirlarina desenler veriyorlardi.


Gaziantep Kalesi, tüm Gaziantepe gidenlerin muhakak ziyaret etmeleri gereken muhtesem bir tarihi eser.Kaleye cikinca Gaziantep´i kusbakisi görmek cok güzel. Kalenin ici ise cok anlami donatilmis kulaklari dolduran, kalbimizin hizini arttiran tarih ve Milli mücadele rüzgarlari esiyor..




Savasda Sehit edilmis cocuklar. Tüm Sehitlerimizn ruhuna Fatihalar okuyoruz!


Gaziantep Kalesinden inince karsisindaki dar sokakta "Gaziantep Mutfak Müzesi" tabelesini kale eteginde görüp o sokaga yollandik ve orayi da ziyaret ettik.
Vok ama cok taktir edip begendim. Göğüş ailesi bu tipik Gaziantep evini ve icindeki esyalari ile Vakifa vermis müze olsun diye. Tebrikler, böyle güzel evler Kilisde de var ama bir müze yapilmadi malesef. Ordan geldikten sonra Kilis deki evlere baktim, hangi ev müzeye elverisli diye, ama vakit el vermedi döndüm yine buralara ::))

Anneannemin ve kayinvalidemin evindekiler ne ise müzede de onlar vardi. Malesef kayin validem bahceli evinden ciktiktan sonra hirsizlar gelmis neyi var neyi yok bir güzel silmis süpürmüsler, vah vah dedim, tüm müzelik esyalar gitti elden.

Bu ortada durana kocacikmi, hocaik mi denirdi. Cömlekten bir delikli agzi acik bir tencere gibi bir kab icine közlü ates konur, tahtadan bir kafese benzer bir sandalye gibi bir seyin icine konulur odaya, üzerine bir yorgan örtülür, kisin günü herkes bir minder alir ve etrafina oturur, ayaklarda yorganin altina sokulur. Soguk günlerde sicacik olur. Üzerine aksam yenecek cerzler sinin icinde konulur.
Sini: Bakir büyük tepsi demek.
Sinin üzerinde nelermi olrur?:Kuru üzüm, Pestil, Nuska(kagit gibi pestil seritler halinde kesilir 4cm en 20cm boy, icine cekilmis ceviz, seker, tarcin, karanfil karisimi bir yemek kasigi konup ücgen sekilde sarilir ve kisin yenmek üzere saklanir.)Badem, Fistik, Findik, Sucuk (üzüm den yapilir cok zahmetli istir, cocukiken her sonbahara dogru annemler yaparlardi. Üzümler bagdan kesilir getirilir, Curun (tastan oyulmus legen gibi su akmasi icin agzi olan sey),icine konulur ve üzüm toprgida eklenerek yikanmis temiz ayaklarla tepelenir suyu cikana kadar. Bu üzüm sulari koca koca kazanlarda veya Halle denilen koca legenlerde kaynatilir, diger taraftan nisasta soguk üzüm suyu ile islatilir ve kaynayan üzüm suyuna karistirilarak eklenir. Bu arada hep karistirmalidir yoksa dibine tutar.Icine biraz cörekotuda atilir. Daha evelden taze ceviz, findik, fistik ve bademler yorgan iplerine iki parmak ara ile saplanir 50 cm uzunlugunda ve sopalara baglanir her sopaya 6-8 tane ip baglanir ve pisen Hapsa´ya "üzüm muhallebisine" her sopa yari ayri batirilir ve ipe asilir, ne kadar kalin isteniyorsa o kadar cok batirilir ama önce 1 saat kadar kurumasi gerekecektir. Sonrada 2-3 gün kurutulur ve sopalardan ipler kesilerek, temiz kumas torbalarda saklanir.

5 yorum:

tadınadoyamadım-dilek dedi ki...

Ayşe ablacım Antebin baklavasına,kebabına salöalarına,fıstığına doyum olmaz..Çok çok güzel bir şehir inş. tekrar gitmek nasip olur..
paylaşımın için çok teşekkürler

hayırlı iftarlar..
sevgiler

otuzundansonra dedi ki...

Çok güzel resimler ellerine sağlık

Yaren dedi ki...

Ne güzel görüntüler, Gaziantepe gitmekgerek mutlaka.En cok etkileyen sehit cocuklar oldu:( Ruhlari sah olsun. Ayse ablacim cok uzaman gördüm seni;) benim pastanin dogumgünü pasatasi oldugunu nasil anladim,süpersin. Nutellayi cok seven bir arkadasimiza dogum günü pastasiydi. Sana kucak dolusu sevgilerimi gönderiyorum,hayirli 'Ramazanlar:)

Magia da Inês dedi ki...

ჱܓ
。°✿Amiga,
Fotografias muito bonitas.
Cidade linda!
Bom fim de semana! ჱܓ

。°✿Beijinhos.
°º✿ Brasil.
º° ✿✿♥ ° ·.

Efsus dedi ki...

Benim çilekeş anneannem de hastalanıp evden ayrıldıktan sonra hırsızlar girip neyi var neyi yok götürmüşler. Ne bakırlar, ne kazanlar vardı o evde. Hele evin kapısı ve kilidi ayrı bir hatıra idi bana göre. Daha sonra dam kürünmeyen kardan çöküyor. Bu kez insanlar vaktiyle rahmetli dedemin kendi elleriyle yaptığı toprak briketleri toplayıp götürüyorlar. Sonra belediye geri kalan kalıntıyı düzeltiyor 15 odalı koca evden tek bir çöp hatıra yok. Pardon var. Geçen annemlerde dedem askerdeyken kendisine verilen kıyafetlerin üzerine not edildiği bir dokuman buldum, yanılmıyorsam kağıtlardan biri de anneannemlerin evinin tapusu idi. Mal da yalan mülk de yalan var biraz da sen oyalan durumu yani.
En iyi dileklerimle,
Efsus

Bunlarada bakmak istermisiniz

Related Posts with Thumbnails